Suna KIRAÇ | 20 Ekim 2020İmar Haber

20 Ekim 2020 - 17:00

Suna KIRAÇ

Suna KIRAÇ Kimdir? Koç Holding Yönetimindeki Görevleri, Yaptıkları, Amyotrofik lateral skleroz (ALS) hastalığı, Hayatı, Doğum Yeri, Memleketi, Doğum Tarihi, Kaç Yaşında, Eğitimi, İş Hayatı ve Kariyer Geçmişi

Son Güncelleme :

16 Eylül 2020 - 16:48

Suna KIRAÇ

Suna KOÇ (Kıraç)

Doğum: 3 Haziran 1941 – (Ankara – Turkey)

Ölüm: 15 Eylül 2020 – 79 Yaşında – (İstanbul – Türkiye)

Eşi: İnan KIRAÇ

Çocuğu: İpek KIRAÇ

Arnavutköy Amerikan Kız Koleji’ni ve ardından da Boğaziçi Üniversitesi Bankacılık ve Finansman bölümünü bitirdi.

1997  T.C. Bakanlar Kurulu’nun 23 Eylül 1997 tarihli kararı ile Türkiye’de eğitim, sağlık ve sosyal hizmet alanlarında yaptıkları katkılar dolayısıyla 27 Ekim 1997 günü T.C. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel tarafından “Devlet Üstün Hizmet Madalyası” ile ödüllendirildi.

1999‘da, üstün yöneticilik ve liderlik vasıfları ile Koç Holding’e, iş dünyasına ve Türk çocuklarının eğitimine katkılarından dolayı London Business School tarafından “Onur Üyeliği”ne layık görülmüştür.

Koç Holding’in kurucusu Vehbi Koç’un en küçük kızı olan Suna 2000 yılında ünlü fizikçi Stephen Hawking de yakalandığı; Amyotrofik lateral skleroz (ALS) hastalığına yakalandığından beri sadece gözleriyle iletişim kurabilir. Koç Holding’in enerji, otomobil, dayanıklı tüketim malları ve finans olmak üzere dört ana sektörde faaliyet gösteren Koç Topluluğu’nu oluşturan işlerde payı bulunmaktadır.

1996 yılında bir gün, Suna Kıraç sesinde bir kısılma hisseder. Kendisini duyurabilmek için giderek daha yüksek sesle konuşmaya çalıştığını fark eder. Derken günlük yaşam içinde doğallıkla yaptığı kimi hareketleri yapmakta zorlanmaya başlar. Yapılan ilk kontrollerde herhangi bir hastalık teşhisi konmaz. Şubat 1997’de kayak yaparken bu kez elleri uyuşur. Tekrar yapılan kontrollerde sonuç aynıdır; hasta değilsiniz.

1998 yılına gelindiğinde küçük sorunlar büyümeye ve artmaya başlar, Suna Hanım konuşma güçlüğü çekmekte, kimi harfleri yutmakta, dinleyenlerin hemen fark edebileceği ölçüde peltek konuşmaktadır. Şubat ayında İnan Kıraç’ın mide ameliyatı için ABD’ye giderler. İnan Kıraç’ın ameliyat sürecinde Suna Hanım, kendisinde gözlemlediği tuhaflıkları da kontrol ettirmeye karar verir. Doktorların talebi üzerine biyopsi yapılır.

Biyopsiden sonra İnan Kıraç’ın ameliyat sonrası iyileşme dönemiyle ilgilenirler. Türkiye’ye dönüş hazırlığı yaparken biyopsi sonuçlarını unutmuşlardır ki, haber gelir gelir; doktorlar Suna Hanım’ı görmek istemektedir.  Houston Methodist Hastanesi’nin Nöroloji Bölümü Başkanı Prof. Harati’nin karşısına geçerler. Harati, vereceği haberin rengini yüzündeki ifadeden esirgemez. “Ne yazık ki hastalığınız ALS” der. Kıraç çifti ALS’nin ne olduğunu bilmez, ancak “Ne yazık ki” ifadesine takılırlar. Tam adı Amyotrophic Lateral Sclerosis olan ALS’nin “kötü bir hastalık” olduğunu anlatır Prof. Harrati. Merkezi sinir sisteminde “motor nöronların” kaybıyla ortaya çıkan, nedeni bilinmeyen, tedavisi bulunmayan, ilacı olmayan bir hastalık. Motor nöron kaybı ellerde, bacaklarda, ağız-yutak bölgesinde başlayan ve sürekli ilerleyen bir kas erimesine neden olmaktadır. İlerleyen evrede göğüs kaslarını da erittiği için hastanın solunum cihazına bağlanmasını gerektiren ALS konusunda o gün aldıkları tek “iyi” haber hastanın zihinsel fonksiyonları ve belleğinin hiç bozulmaması olur.

Doktor, bu bilgilerin ardından 1998’de 57 yaşında olan Suna Kıraç’a üç ila beş yıl içinde solunum cihazına bağlanacağını, yedi yıl içinde de hayatını kaybedeceğini söyler! Bu açık sözlü doktorun verdiği bilgilerin ardından Suna ve İnan Kıraç birbirlerine sarılarak ağlamaya başlar. Otele döndüklerinde Suna Kıraç haberi Türkiye’de bulunan Rahmi Koç ve Sevgi Gönül’e verirken hıçkırıklarını tutamaz.

Dokuz ay içinde konuşamayacak ve beslenemeyecek duruma gelmesi beklenen Suna Hanım’a yeni bir hayat için hazırlıklar başlar. Derken konuşamama, sadece yazıyla kendisini ifade etme dönemi başlar. Bir süre sonra bacaklarını ve ellerini de kullanamayacaktır.

Bu sırada, eşinden bir söz almak ister: “İnan senden bir isteğim olacak, bunun sonu makine, ama ben makineli bir hayatı yaşamak istemiyorum. Yaşamımı bir makineye bağlı olarak geçiremem. O gün geldiğinde sana soracaklar; ‘Makineye bağlayalım mı, bağlamayalım mı?’ Sen muhakkak ‘hayır’ diyeceksin. Makineye bağlanmama müsaade etmeyeceksin.”

İnan Kıraç, artık hayatını vakfettiği eşine “Sen olsan bana yapar mısın” der, Suna Hanım ısrar edince de, uzatmamak için “Peki çalışacağım” diyerek konuyu kapatır. Ve 14 Şubat 2000’de hastaneye kaldırılan Suna Kıraç makineye bağlanır.

Hiç kimse Suna Kıraç’ı kararından döndüremez. Aile doktorlarla konuşurken 13 yaşındaki İpek, özel kıyafetler içinde yoğun bakım ünitesine alınır. “Duyabiliyor musun” der annesine:

“Bir şey isteyeceğim senden. Ne isteyeceğimi biliyorsun, ben daha çok gencim ve benim sana ihtiyacım var. Beni evlat olarak aldığında anne olmaya karar verdin. Kararının arkasında dur. Bu kararı verdiğin andan itibaren artık bana karşı sorumluluk üstlendin. Bu sorumluluğun, bana karşı görevlerin henüz bitmedi. Belki bu noktadan sonra şirketteki görevlerin bitmiş olabilir. Ama daha beni yetiştirecek, liseden mezun edecek, üniversiteye sokacak, evlendireceksin. Beni yalnız bırakma. Anneme çok ihtiyacım var. Lütfen, bunu benim için yapacak mısın?”

İpek’in sözlerinin ardından tek kelime edebilir Suna Kıraç, tek bir kelime: “Tamam…”

2006 yılında İstanbul’a dünya çapında bir oditoryum ve kültür merkezi kazandırmak amacıyla çalışmalarını sürdüren Suna Kıraç’ın yayımlanan,tüm geliri TEGV’na bağışlanan ve editörlüğünü Rıdvan Akar’ın yaptığı ALS’ye yakalanmadan önce kaleme aldığı Ömrümden Uzun İdeallerim Var adlı kitabı 100.000’in üstünde sattı ve yılın en çok satan kitaplarından biri oldu.

1 Mart 2007‘de eşi İnan Kıraç’la birlikte kurdukları tarihi ağırlıklar ve ölçüler, fayanslar, seramikler ve Oryantalist tablolar sergileyen Pera Müzesi ve hizmete sundukları İstanbul Araştırmaları Enstitüsü ile ülkesine hizmet yatırımlarını sürdürdü.

2009 İnan Kıraç’la beraber İstanbul Turizm Onur Ödülünü aldı.

Birkaç hafta içinde öleceği söylenen Suna Kıraç bugüne kadar 20 yıl daha yaşadı ve bugün 15 Eylül 2020‘de 79 yaşında İstanbul’da hayatını kaybetti. Cenazesi 16 Eylül 2020’de Marmara İlahiyat Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedildi.

Dünya Zenginler Listesi Sıralamasında 1474. olan Suna KIRAÇ; Türkiye Zenginler Listesinde 12. Oldu.

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.